Gatsby, dışarıdan göründüğü kadarıyla her şeye sahip bir adamdır. Ancak en çok istediği şey uzanamayacağı bir yerde durmaktadır. Malikânesinde verdiği şatafatlı partilerin sonu gelmez ve şöhretini aşan bu eğlencelere herkes davetlidir. Yine de Gatsby, onca kalabalık arasında yalnız kalmaya, bir bilinmez olmaya, izlemeye ve beklemeye devam eder. Bu gizemli ve sessiz görüntüsünün altındaki tutku dolu sırlar ise yavaş yavaş ortaya çıkar: beş sene önce yaşanan tek bir âna olan saplantısı, Daisy Buchanan’a olan aşkı ve elde etmek istediğine ulaşmak için kendini baştan yaratması… Umut etmekten vazgeçmeyen Gatsby, okurları da karşı kıyıda yanıp sönen yeşil ışığa inanmaya davet ediyor…

 

Fitzgerald’ın “Caz Çağı” olarak adlandırdığı dönemi şairane bir dille anlatan roman, Amerikan rüyası kavramını da derinlikli bir biçimde ele alıyor ve Amerikan edebiyatının en önemli karakterlerinden birini okurlara kazandırıyor.