HİÇBİR TÜRE YABANCI KALMAZ!

Hem Fantastik Hem De Heyecanlı Bir Macera

Yoruma Kapalı

Hafif gerilimli macerasıyla ilginizi çekecek fantastik bir roman olan Serafina ve Siyah PelerinYabancı Yayınları’ndan çıktı.

Tatilde olmanın benim için en güzel yanlarından biri, evden dışarı çıkmama gerek olmaması. Tamamen inzivaya çekilip döne döne kitap okuyup film izleyebiliyorum. Şimdilerde de aynen böyle yapıyorum. Yabancı Yayınlarından çıkmış olan Serafina ve Siyah Pelerin isimli kitabı da böyle yuvarlanarak okuyup yeni bitirdim.

Ben çocuk ve ergenken yaşıma uygun kitap seçeneği çok fazla değildi. Yaş grubuna uygun çevrilen kitap çok yoktu, yine bu yaş dönemine göre yazan ülkemiz yazarı azdı, ya da benim duyup öğrenebildiklerim yetersizdi vesaire. Bir şekilde kütüphanelerden, arkadaşlardan bulup okuduklarım vardı tabi ki ama her ne kadar yaşımdan daha büyükler için daha ilgi çekici olsa da evdeki kütüphanenin varlığı da beni tatmin ediyordu ve bu sayede klasikleri daha ortaokulda okuma şansı yakalamış oldum. Yine de o dönem için Enid Blyton serileri gibi kitapları hep coşkuyla karşılamıştım. Dediğim gibi evdeki kitaplar benim için bir şanstı ama örneğin fantastik kitapları şimdiki kadar çok bulup okuyamamıştım. Hâlbuki bu türe en coşku gösterebilecek yaş grubu çocuklar ve ergenlerdir gibi geliyor bana. Şimdi özellikle fantastik edebiyatın daha yaygınlaşması ve ulaşılabilir olması benim kadar çocuk ve ergenler için de sevindiricidir diye düşünüyorum.

Robert Beatty’nin yazmış olduğu Serafina ve Siyah Pelerin özellikle ortaokul ve lise çağı olmak üzere bütün fantastik tür sevenlerin ilgi çekici bulacağı bir kitap. Amerika’da çok satanlar arasına girmiş olan Serafina ve Siyah Pelerin, üç kitaplık bir serinin ilki.

Bodrumda çalışan ve her gece evlerine dönen alt kademedeki birkaç bulaşıkçı ve kazan dairesi görevlisi Serafina’yı orada burada dolaşırken görmüşlerdi ve kim olduğunu az çok biliyorlardı ama ana katlarda çalışan hizmetliler ve kahyalar onun kim olduğunu bilmiyordu. Evin asıl sahipleri hanımefendi ve beyefendi ise Serafina’nın var olduğunu bile bilmiyordu.

1899 yılında Kuzey Carolina, Ashville’deki Biltmore Evi’nde çalışan bir adamın kızı olan Serafina’yı anlatıyor kitap. Evin sahibi Bay Vanderblit, yıllar önce bu kocaman evi inşa etmeleri için taş ustaları, oyma sanatçıları ve başka çeşitli işçiler toplar. Serafina’nın babası da bu işçilerden biridir. Çağın getirdiği teknolojik, mekanik her tür yeniliği takip eden ve dört katlı büyük evinde kullanmayı seven Bay Vanderblit’in yanında çalışmaya devam eden baba ve Serafina herkesten gizli bir şekilde bu büyük evin bodrumunda yaşarlar. Evin bodrumunda dolaşırken bazı hizmetliler tarafından görülmüş olsa da Serafina, çalışanların büyük çoğunluğu, hele de evin sahipleri tarafından tanınmadan ve bilinmeden günlerini geçirmektedir.

Serafina doğduğunda, onun fiziksel bir takım farklılıkları vardı. İki ayağında da beş yerine dört parmak vardı ve her ne kadar ona bakılınca fark edilmese de köprücük kemiklerinde sakatlık vardı, yani köprücük kemikleri diğer kemikleri ile doğru bir şekilde birleşmiyordu. Bu onun oldukça dar yerlere sığmasını sağlıyordu.

Babasına sık sık sormuş olmasına rağmen annesi hakkında bir açıklama alamamış olan Serafina diğer çocuklardan farklılıkları olan bir kızdır. Hem babasının onu gizlemeye çalışmasından hem de bu değişik özelliklerinden dolayı herkesten uzak duran Serafina çoğunlukla geceleri el ayak çekilince ortaya çıkar, karanlıkta korkusuzca ve rahatça hareket eder.

Kırılmış ve yan yatmış bir gaz lambası taş zeminde duruyordu, camı paramparça olmuştu ama içindeki alev hala yanıyordu. Göz kırpıp duran ışık huzmesinin içinde sarı elbiseli bir kız hayatı için savaşıyordu. Uzun boylu, siyah, şapkalı pelerin giymiş bir adam, elleri kan içinde, kızı bileklerinden tutmuştu. Kız kaçmaya çalışıyordu. “Hayır! Bırak beni!” diye çığlık attı.

Bir gece yine evin içinde dolaşırken duyduğu bir takım seslerin peşinden giden Serafina siyah pelerinli, karanlık bir adamın evin misafirlerinden birinin kızını zorla sürüklediğini görür. Kız adamın pelerini altında birden yok olur. Bundan sonra işler ilginç, bir o kadar gerilimli ve heyecanlı olmaya başlar. Zira başka başka misafir çocukları da yok olmaya başlamıştır o günden sonra.

Siyah Pelerinli Adam kollarını açtı ve Nolan’ı göğsüne çekti. Pelerinin kıvrımlı uçları çocuğun etrafına dolandı. Nolan’ın bağırışları, çığlıklara dönüştü. Ormanı gri bir sis kapladı. Zangırtılar ağaçları salladı. Ve sonra bir anda, Nolan yok oldu.

Paniğe kapılıp korksa da Serafina bu işi araştırmaya girişir. Bu sırada evin beyinin yeğeni Braeden ile tanışır. Hayvanlarla özel bir bağı olan bu çocukla bir şekilde arkadaş olurlar ve kaybolan çocukları beraber araştırmaya başlarlar. Olaylar gelişirken kendi hakkında yeni bilgiler de öğrenen Serafina siyah pelerinli adam ve kaybolan çocukların gizemini çözebilecek midir?

Serafina ilerlerken, yapraklarla kaplı orman zemininden bir sis yükselmeye başladı ve etrafındaki araziyi görmesini engelledi.

Öğrenciler için sakin ve rehavet içinde geçen şu yaz günlerinde okumak için ideal olan bu kitap yetişkinlerin de ilgisini çekebilecek kadar heyecanlı. Hafif gerilim dozu ile merakınızı canlı tutan Serafina ve Siyah Pelerin’i fantastik edebiyatı seven herkese önerebilirim. Ben devamını merakla beklemeye başladım bile…

Kaynak: Kitapeki – PERGE DÜNDAR ON