HİÇBİR TÜRE YABANCI KALMAZ!

Tatlı mı bela mı?

tatlibela

AMERİKAN FİLMLERİNDE SIKÇA RASTLADIĞIMIZ BİR GENÇLİK HİKAYESİNİ KONU ALAN TATLI BELA, ABBY VE TRAVİS ADLI İKİ GENCİN ARKADAŞLIKLA AŞK ARASINDA GİDİP GELEN İLİŞKİSİNİ KONU ALIYOR.

Amerika’da yayınlanır yayınlanmaz New York Times Bestseller olan Jamie McGuire imzalı Tatlı Bela, Türkiye’de Yabancı Yayınları’ndan okura ulaşıyor. Yurt dışında Beautiful Disaster adıyla yayınlanan kitap, hikâyesinin yanı sıra yayınlanış öyküsüyle de dikkat çekiyor.
Yazar McGuire, kitabı yayınlamaları için gittiği yayınevlerinin hiçbirinden olumlu yanıt alamaz. Bunun üzerine kendi imkânlarıyla yayınladığı kitap, ilk günden çok satan kitaplar arasındaki yerini alır ve gördüğü yoğun ilgi sebebiyle de üçleme olmasına karar verilir. Meraklılarına duyuralım, ikinci kitap Walking Disaster da Amerika’da bu ay içerisinde yayınlanacak.
Liseyi bitirdikten sonra yakın arkadaşı America’yla Eastern Üniversitesi’ne yerleşen Abby’nin ilk yılındaki bir dizi olayı konu edinen kitabın merkez noktasını çekingen ve dikkat çekmeyen genç bir kız olan Abby ile Travis’in yaşadıkları oluşturuyor. America’nın erkek arkadaşının kuzeni olan Travis Maadox ile Abby Abernathy’nin yolları ise okul ihtiyaçlarını karşılamak ve geçinmek için “dövüşen” Travis’in yasa dışı dövüş bahislerinden birinde kesişir. Klasik popüler ve serseri delikanlı ile kendi hâlinde genç bir kızın arkadaşlıktan aşka uzanan karmaşık ve çalkantılı yolculuğunu anlatan kitap akıcılığı, samimiyeti ve gerçekçiliğiyle benzerlerinden ayrılıyor.
Günü birlik ilişkilerin adamı olan Travis’in Abby’i tanıdıktan sonra yaşadığı değişim, geçmişinden uzaklaşmaya çalışan Abby’nin Travis’e ve duygularına karşı verdiği mücadeleyi detaylandıran McGuire karakterleri derinleştirmesiyle okuyucuyu hikâyeye dâhil etmede büyük bir ustalık sergiliyor.

HERKES SEVİLMEK İSTER…

Karakterlerin duygu durumlarını maharetle betimleyen yazar, onlara kendi hayatlarını sorgulama fırsatı vererek okuyucuya farklı bakış açıları kazandırıyor. Abby’nin kumarbaz babasının şöhretinden kaçıp geldiği Eastern’de karşılaştığı Travis’te babasını görmesi, bu nedenle ondan uzak durmaya çalışması; Travis’in Abby’de masumiyeti bulması ve ona bir nev’i kurtarıcı gözüyle bakması hikâyenin inandırıcılığını arttırıyor.
İşte bu bağlanma sürecinde dışarıdan bakıldığında umursamaz, hiç kimseye ve hiçbir şeye ihtiyaç duymuyormuş gibi görünen isyankâr ve serseri Travis’in kişiliği ve dramı da ortaya çıkıyor. Alkolik, kumarbaz ve agresif babası ile baş belası olan dört ağabeyinden dövüşmeyi öğrenen Travis’in sürüklendiği noktanın kendi seçiminden ziyade yaşadıklarının sonucu olduğunu “geri dönüş”lerden anlıyoruz. Evin içinde başlayan ayakta kalma mücadelesi bir süre sonra dışarı taşarak Travis için yaşam şekline dönüşüyor. Bu dramatik ögeler, okuyucunun Travis’e öfkelenmesini engellerken ona karşı acıma duygusu bile uyandırıyor. Nitekim yazar da kadınları incitmesine ve yasa dışı dövüşlere katılmasına karşın Travis’in yanında duruyor. Bu tavrını kitap boyunca sürdüren McGuire, Travis’i olumlu pek çok nitelikle donatıyor. Ceza Hukuku öğrencisi olan Travis hemen hemen tüm derslerden A alan, başarılı ve zeki bir genç aynı zamanda. Kendisinin deyimiyle “işi olmadığı için okuyanlar” dan değildir.
Abby’e derslerinde yardımcı olan Travis, göründüğünün aksine, bilgisi ve nezaketiyle Abby’nin aklını başından alır. Kitap boyunca, Abby ve Travis’in gelgitlerini, birbirlerinden uzak durmaya çalışmalarını, Abby’nin zengin, ayakları yere basan ve sorumluluk sahibi yani Travis’in tam tersi olan Parker Hayes’la yakınlaşmasını, kendilerini, geçmişlerini ve geleceklerini sorguladıkları bir serüveni anlatır.

BİLDİK BİR AMERİKAN GENÇLİK HİKÂYESİ

Abby geçmişinin karanlığından kurtulmak için yakışıklı ve seçkin bir ailenin çocuğu olan Parker’a yaklaşır, kendisini onun vasıtasıyla temize çekmeye çalışır ancak bu durum Travis ile Parker arasında rekabet yaratır. Abby on üç yaşına bastığında kendisinin tüm şansını çaldığı düşünen kumarbaz ve alkolik babasının taktığı “şanslı on üç” lakabından, doğum günlerini kaç bardak içki içebileceği üzerine bahse girerek kutlamalarından, insanların her yerde onu tanıyan bakışlarından uzaklaşmak için Kansas’tan kilometrelerce uzağa Eastern’e adeta kaçmıştır; çelimsiz görünüşünün ardında büyük bir tecrübe ve acı yatmaktadır.
Travis- Abby çatışmasının altında birkaç sebep yatmaktadır. Görünen sebep, diğer kızlar gibi yakışıklı ve popüler Travis’e yakayı kaptırma korkusudur. Oysa kaçışın altında daha derin sebepler yatmaktadır. Bir diğer sebep, Abbynin Travis’te babası Mick’i görmesidir.
Aslında Abby’nin Travis’ten kaçmaya çalışma sebebi onu babası Mick’e benzettiği için değil, aksine kendisinde babasını görmesidir. Abby, babasının kaderinin kendisinin de kaderi olacağına inanmış, işler ne kadar yolunda olursa olsun sonunda Travis’i hayal kırıklığına uğratacağına, üzeceğine kendini inandırmıştır. Travis’i her gördüğünde kendi acziyetini hatırlayan Abby, bu nedenle onu kendinden uzak tutmaya çalışmaktadır. Travis ise kendisinin Abby’i klişe bir dille hak etmediğini düşünmekte, iç hesaplaşmalarıysa öfke nöbetleri hâlinde kendini göstermektedir.
Karakterlerin kendi içlerinde yaşadıkları sorgulamalar, geçmiş ve şimdiki ruh hâlleri arasındaki zıtlıklar onları birbirlerine daha da bağlamaktadır. Öte yandansa bu benzerlik onları ürkütmektedir. Arkadaş kalmakla sevgili olmak arasında bocalayan Abby ve Travis’in hikâyesi şu soruların cevabıyla son buluyor: Abby duygularının peşinden mi gidecek, yoksa geçmişinin ve gelecek kaygılarının hayatını yönetmesine mi izin verecek? Travis, Abby ‘i kazanmak için mücadele mi edecek, yoksa onu Parker’a mı kaptıracak?

ÜLKEN SERVAN DÜZENLİ

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir